Vatan sevgisi imanda saklı!

Vatan sevgisinin ne olduğunu anlamayan bazı zevzekler “Vatan sevgisi imandandır” sözünün hadis olmadığını alaylı bir şekilde söyleyerek, vatan sevgisini hafife almanın yollarını arıyorlar.Bu gafil zevzekler, hatta vatana zarar vermenin mubah olabileceğini de öne sürebiliyorlar. Oysa İslam dini, bir bütün olarak hayatın her yönünü içine alır. Bu selbedir ki vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir.

Örneğin oturduğu eve veya uhdesinde bulundurduğu bir malına saldırı düzenlendiği zaman, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin bir emridir. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan ise bütün Müslümanların ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise bütün Müslümanların ortak görevidir.

Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada geçen önemli maddelerden biri de “vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları” konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri Müslimlerle bile anlaşma yapılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir.

Öyleyse bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile saldırsa onu korumak Dinimizin emridir. Yerler ve zamanlar, içerisinde olan kimseler ve yapılan işlere göre değer kazanır. Bu açıdan bir İslam devleti olan bu memleketin, bu toprakların ve içinde yaşayanların korunması ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır.

Bazı alimler “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün mevzu olduğunu söylese de manasının doğru olduğu ifade edilmiştir. Düşününüz, daha düne kadar Suriye’den ülkemize sığınan mültecilerin ortak vatanlarında paylaşamadıklarını bu gün ülkemizde çöplüklerde çöp toplayarak paylaşabiliyorlar. Bizi birbirimize düşman eden, kutuplara ayıran nedir? Toprak mı? Yani vatan mı, yoksa bizi vatansız bırakmak isteyen hainler mi? Bu soruların cevabını doğru olarak bulduğumuzda “Vatan sevgisinin imandan olduğunu” anlarız.

İşte bu yüzdendir ki, Türk için vatan sevgisinin imandan olduğunu anlayan hainler, Türk’ü vatansız, ezansız, bayraksız bırakmak için olmadık melanetler, oyunlar sergiletmektedirler. İslam’ın bayraktarlığını yapan, vatan sevgisinin imanda saklı olduğunu kendisine şiar edinen asil Türk Milleti, mazlumun yanında yer aldığı sürece sırtı yere gelemeyecektir. Allah peygamber efendimizin methiyesine mazhar olmuş asil Türk Milleti’ni vatansız, ezansız en önemlisi imansız bırakmasın. Çünkü vatan sevgisi imandandır.


Yazı Etiketleri :

Öğretmen’in hiç bitmeyen öğrencilik günü!

Öğretmen’in hiç bitmeyen öğrencilik günü!

Bugün yavrularımızı kendilerine emanet ettiğimiz, nesillerimizin yetişmesinde büyük emekleri olan öğretmenlerimizin öğretmenler günüdür. “Öğretmenlik nedir diye soracak olanlara “Öğretmenlik hiç bitmeyen bir öğrenciliktir” cevabı en doğru olanıdır.

Gelişen ülkelerin temelinde idealist vatansever öğretmenlerin yer aldığı asla unutulmamalıdır. Bu gün gerek ülkemizde gerekse bütün dünyada öğretmenlerin her geçen gün itibarının yükseldiğini görüyoruz. Mutlaka her insanın bir öğretmenden nakış nakış işlendiğini görmek hem öğretmenleri hem de onların öğrencilerini de mutlu ediyor.

Bu gün ülkemizin her kademesinde yer alan ve önemli görevler üstlenen Cumhurbaşkanı olsun, başbakan olsun, yargıçlar olsun, canımızı emanet ettiğimiz doktorlar olsun vel hasılı bütün sektörlerdeki üst düzey yöneticiler olsun onların hepsi idealist vatansever öğretmenlerimizin eseridir. Ülkemizde yetişkin donanımlı kişilere ihtiyaç duyulduğu şu günlerde idealist, vatansever öğretmelere büyük görevler düşmektedir.

Uzay sanayine adım atan silah sanayini yapan dünya üzerinde son yıllarda yapılan 10 büyük projenin Türkiye’de gerçekleştiğini gördük. Böyle bir Türkiye’de güçlü nesiller yetiştirmek de kıymetli idealist öğretmenlerin görevleridir. Bir milletin milli ahlaki ve ekonomik yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerimizdir. Öğretmenlik mesleği hiç bitmeyen bir öğrencilik olduğu gibi her şeyden önce bir ideal ve hizmet mesleğidir.

Bize göre bir ülkenin ileri ve müreffeh ülkeler seviyesine ulaşabilmesi, aynı zamanda oyun kurucu bir ülke olabilmesi için, o ülkenin aydının da, zenginin de hain olmaması gerekir. Aydının da, zenginin de vatansever olan nesiller yetiştirecek olan da yine öğretmenlerimizdir.

Bu vesileyle değerli öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarken aynı zamanda yarın da “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olduğunu hatırlatmak istiyorum. 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” dolayısıyla, cinsiyete dayalı ayrımcılığın, kadınların ve kız çocuklarının maruz kaldıkları her türlü şiddetin sonuna kadar karşısında olduğumuzu vurguluyorum.

Üzüntüyle takip ettiğimiz şiddet ve istismar vakalarının toplumsal değerlerimizle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacağının, kadına yönelik şiddetin gelenek, töre ve benzeri hiçbir gerekçe ile meşrulaştırılamayacağının bilinmesini istiyorum. “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” dolayısıyla kadına yönelik şiddetle mücadele kararlılığımızı her zaman olduğu gibi bir kez daha yineliyor; herkesi kadına ve kız çocuklarına yönelik her tür şiddete karşı dayanışmaya davet ediyoruz. Bu iki anlamlı günler vesilesiyle Peygamberimizin ilme, alime ve kadına verdiği değeri asla unutmamalıyız. Üzerimize düşen görev ve sorumluluklarımızı ihmal etmemeliyiz.

Bu vesileyle Öğretmenlerimizin öğretmenler gününü aynı zamdan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nü canı gönülden kutluyoruz..


Yazı Etiketleri :

Mısır’daki katliamı ve vandalları lanetliyorum

Mısır’daki katliam karşısında Taht ve taç kavgalarının esiri olmuş şeyhler, sultanlar, krallar, emirler ne yapıyor, neyle oyalanıyorlar? İnsanlık vicdanı nerededir? sözde Küresel adalet, özgürlük, demokrasi ve insan hakları savunucuları terörizme karşı niye suspus duruyorlar? Bunu anlamaktan artık zorluk çekmiyoruz.

Müslüman’ı terörist göstermeye çalışan, nerede bir Müslüman varsa orada kan ve gözyaşının dinmemesini sağlayan Vandallar ve vicdansızlar Haçlı zihniyetine hizmet etmektedirler. Bu gün Cuma Namazını kana bulayan bu eli kanlılar akıttıkları Müslüman kanından boğulacaklardır. Mısır’ın El Ariş kentinin batısında bulunan bir camiye alçakça düzenlenen terör saldırısında en az 235 Müslüman şahadet şerbetini içerken, bu hain çifte saldırıda 120’ye yakın Müslüman kardeşimiz de ne acıdır ki yaralanmıştır. Bu hunhar terör eylemi vahşettir, vandallıktır, vicdansızlıktır. Lanetlemek ise insanım diyen herkesin görevidir ve aynı zamanda görevi olmalıdır.

Dünya’nın her yerindeki Müslümanlar kan ağlıyor, Müslümanların canından, malından, varlığından geçinen İblis yanaşmaları hıyanetten hıyanete çağ atlıyor. Ne acı değil mi? Camilere saldırılıyor; dinimize operasyon yapılıyor, beyzadeler mışıl mışıl uyuyor, yan gelip keyif sürüyor. Asıl kokuşma, çürüme bu değil de nedir?

Camiye saldırı ne demektir? Masum canlara kast etmenin nasıl bir bahanesi olabilecektir? Gerçekte camiye yapılan saldırı tüm Müslümanlara yapılmıştır. Cinayetler nereye kadar sürecek, İslam’ın kanı ne zamana kadar akacaktır?

Bu hain ve kahpe saldırı, Müslümanların vicdanlarında Haçlı Orduların uşakları olan ve Orta Doğu coğrafyasını kana bulayan eli kanlı DEAŞ canilerini acelece bölgede kaçıran ABD’nin işi olduğu kaçınılmaz bir şüphe oluşturmuştur. Müslüman kanı akıtsın diye Müslümanlara huzur gelmesin diye proje içerisinde proje geliştiren Din-i İslam düşmanları boş durmuyor, Müslüman geçinenler de birbirilerini boğazlamaya, diplerini oymaya devam ediyorlar.

Gaflet uykusundaki, şan ve şöhret sarhoşu, taht ve taç kavgalarının esiri olmuş şeyhler, sultanlar, krallar, emirler akıtılan Müslüman kanını görmezden gelmektedirler. Artık, taht ve taç kavgalarının esiri olmuş şeyhler, sultanlar, krallar, emirler gaflet uykusundan uyanmalı bize ne oldu diye kendi kendilerini sorgulamalılar. Uşak olmaktan çıkmalılar. Ve artık bu zulmetin sonu gelmeli. Artık şafak Türk-İslam alemi için sökmeli. Yoksa yıkım kaçınılmaz, yok oluş kapımızdadır.

Daha fazla Müslüman kanının akıtılmaması için taht ve taç kavgalarının esiri olmuş şeyhler, sultanlar, krallar, emirler, yanlışlarıyla yüzleşmeli, ABD’nin Ortadoğu’yu kana bulayan DEAŞ teröristlerini nereye kaçırdığının hesabını sormalıdırlar. ABD, kirli ellerini Müslüman belde ve mabedlerde derhal çekmelidir.

Geçmiş de ülkemizde de terör estirenleri, Mısır’daki kardeşlerimiz de katledenlerin aynı emele sahip olduklarını çok iyi biliyor bu hsin saldırıları kin ve nefretle kınarken, Cuma Namazında hain saldırı sonucu şehit düşen Müslüman kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz ediyorum.
Mısır’daki katliamı ve vandalları lanetliyorum


Yazı Etiketleri :

Ey Türk, titre ve etrafındaki tehlikeyi gör!

Türkiye hem bulunduğu eksende hem de dış politikada son derece yanlış yapıyor. Bu yanlışı kullanan şer güçleri her fırsatı iyi değerlendiriyorlar. Komşumuz İran’ı düşünün. Ortadoğu’da Şii devrim yapmadığı bir ülke gösterin. Bir adım daha öteye gidelim. Menfaati uğruna Türkiye’yi Rusya’ya satan İran kadar yok muyuz? Kış uykusundan uyanalım. Sur’da Cizre’de hapis olmaktan kurtulalım. Şer odaklarının oyunu bozalım. Suriye üzerinden bir oyun varsa karına da zararına da ortak olalım. Ulus devlet olmanın şartlarından biri de budur. Öyleyse ser odaklarının deşifre olan PKK/PYD’nin Suriye’de bahara kadar devlet kurup, ardından tüm güçleriyle Türkiye’ye saldırma planlarının bozalım..
ABD’ye “ya bizi tercih edin ya da PYD’yi “ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çıkışı çok düşündürücüdür. Türkiye Cumhuriyeti Devletini bir terör örgütü ile yan yana koyularak açıklama yapılması büyük bir talihsizliktir. Unutulan şudur ki, yıllardan beri PKK’ya destek veren en büyük şer odaklarından biri de ABD’dir. Bu böyle olduğu halde Türkiye dış politika hesaplarını doğru yapmalıdır. ABD ve Rusya güdümlü korku politikaları ile savaşlar kazanılmaz. Bölgenin ağabeyi olunmaz. Taş yerinden ağırdır. Olur olmaz her şeye ulu orta açıklamalar yapılması aslında düşmanın eksiklerinin giderilmesine yardımcı olmakta, eksikliklerin giderilmesinde zemin hazırlamaktadır.
Biz bilşyoruz ki Kandil’e atılan her bombadan ABD’nin haberi vardır. ABD’nin haberi olmadan Türkiye’nin PKK’ya bomba atması söz konusu değildir. Nitekim ülkemizin sınırları içerisinde yaklaşık 90 gündür himayelerle büyüttükleri PKK şehirlere inerek, şehir işgallerine başlamıştır. İç ve dış politikası çok zayıf olan Ak Parti hükümeti daha fazla strateji geliştirememektedir.
Yabancı ajanların desteğiyle operasyonlara karşı direnmeye çalışan PKK, verdiği ağır kayıplara rağmen, güvenlik güçlerini Türkiye topraklarında oyalayan emperyalistler, Suriye’de terör devleti kurulması için zaman kazanmanın peşinde. PKK’nın Güneydoğu’da sadece üç ilçede bine yakın kayıp vermesine rağmen hala direnmesinin arkasında, ‘Baharda Türkiye’ye saldırma planı’nın olduğu ortaya çıktı.
Şehirlerdeki saldırıları yönetmek üzere dağ kadrosundan gelen teröristler, verilen kayıpların ardından Kandil’e hendek siyasetinden vazgeçilmesini önerdi. “Gerekirse ölün ama teslim olmayın. Yaralıları da ambulanslara vermeyin. Baharda Irak ve Suriye’den 10 bin PKK’lı Türkiye’ye gelecek” talimatı veren Kandil şehirdeki teröristleri ölüme terk etti..
İstihbarat kaynakları, PKK’lıların hendek siyasetindeki amacı Kürtlere özgürlük getirmek değil, yeni Suriye haritası çizilirken Türkiye’nin masada olmasını engellemek. Plana göre Türkiye şehirlerdeki hendeklerle uğraşırken, Suriye’nin kuzeyine bir güvenlik operasyonu düzenlemesini engellemektir..
Yine istihbarat kaynakları, örgütün iç haberleşme trafiğine göre, elebaşları şehirlerdeki teröristlere ‘Çok kayıp verseniz bile devam edin, karşılığında ödüllendirileceksiniz’ mesajını iletti. ABD’de ve Batılı ülkelerden gelen ‘PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz’ açıklaması bu ödülün bir parçası oldu. PKK’nın PYD üzerinden legalleşeceği ve Suriye’nin kuzeyinde fiilen özerk bölge yönetimlerine kavuşabileceği dile getiriliyor. İki terör örgütü bu çatı birlikteliğini resmen kabul ediyor.
Ülkemizdeki iç huzursuzlukları arttırmak için 21 Mart’ı bekleyen hainlerin eylem planları ABD, İsrail, Rusya, Fransa ve İngilizler tarafından geliştirilmekte, Suriye’nin kuzeyine kurulacak yeni terör devleti için Türkiye iç sorunlarıyla oyalanmaktadır. Büyük Ortadoğu projesi Eş Başkanı bölgede kurulacak “terör devleti”nin dışında tutulmaktadır. Bu şunu göstermektedir. İstihbarat kaynaklarının verdiği bilgiye göre HDP destekli PKK 21 Mart’taki nevruzda 81 il de halk ayaklanması provası yapılacaktır.
Şimdi gaflet uykusunda olup da etrafında oynanan oyunları görmezlikten gelen yönetim kademesindekilere sözümüz şudur: Gelin bir olalım. Diri olalım. Etrafımızda oynan “ Büyük Orta Doğu projesin” küçültülmüş, yutulmaya hazır hale getirilen planları alt üst edelim. Ve yine diyorum ki vakit geç olmadan senki çağ açan bir ecdadın evladısın. Sen ki 7 kıtada at koşturmuş tarihi kahramanlıklarla destanlaşan bir milletsin. Sen ki; benim iman dolu göğsüm giibi serhaddim var diye istiklal marşını yazansın. Öyleyse; Ey Türk Devleti, titre ve kendine dön! Etrafındaki coğrafyalarda dönen dolapları gör! Gör ki strateji geliştir!..


Ücretsiz ilan sitesi www.yapiborsa.com hizmetinizde!

Devamını oku


Yuh Yuh ‘Tuz’u Kokutanlara Yuh

Ülkemizi karanlığa, çıkmaza sürüklemek isteyenler galiba tam manasıyla muvaffak oluyorlar. Bizim kadar ecdadından korkan, ecdadının yolundan sapan bir toplum  daha görmezsiniz.

Osmanlı İmparatorluğu bir cihan imparatorluğuydu. Bu imparatorluğun tek bir  gayesi vardı. O da cihan-ı şumul davasını yaymaktı. Onların gayesi şimdikiler gibi günü kurtarmak asla değildi.  Günümüzde her gün yeni bir gündem maddesi, her gün yeni bir kaos senaryosu sürüp gidiyor. Çünkü emperyalist ağa babalar  böyle istiyor. Çünkü bu emperyalist ağa babaların tek bir gayesi var uyuttukları devi bir daha uyanmamak üzere uyandırmamak. Dev uyanırsa  bütün  oyunları bozulacaktır.

Dün bu oyunun bir parçası olan malum medya kuruluşuna  şafak operasyonu ile baskın düzenlendi. Gerekçe “paralel yapı” oluşumu. Bu oluşum  var ise, bir günlük bir mesele olmamalı. Daha düne kadar, diz dize, kol kola girdiğiniz  yolda bunların bu yapısından haberiniz yok muydu? vardı da oyun buraya kadar mıydı? Bunların hepsi uyutmaca senaryolar. Şunu derseniz ki devlet içinde devlet olmak istiyorlar. Buna kesinlikle katılırm. Devlet için devlet elbette olmaz. Ama tavşana kaç tazıya tut oyunu bir devlete veya devlet adamına asla yakışmaz.  Şimdi bu operasyonlarla ne yapılmak isteniyor? Gündemi nerelere  çekip,  neler yapılmak, kimlerle neyin pazarlığı yapılıyor merak ediyorum doğrusu. Bunun kokusu da elbette çıkacaktır. Ama o zaman da  atını alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olacak. Biz kimsenin avukatlığına soyunmuyoruz. Böyle bir niyetimiz de yok. Bir basın kuruluşuna şafak atmadan baskın düzenlenmesi hiç etik değil. Basın, siyaset adamı,Devlet Adamı, işveren, işçi, yargı kısacası hiç kimse kendisini  hukukun üstünde görmemeli.   Gördüğü an  tuz koktu demektir. Bilirsiniz, Anadolu’da  tuzun kokması pek hayra yorumlanmaz. Tuzun kokması demek, adaletin, yargının yanlı olması, siyasetin emrine girmesidir. Tuz kokunca, biliriz ki şeriatin kestiği parmak acır. Acıyı dindiren ve akan durduran  kokmayan tuzdur. Bu tuz yansız, tarafsız yargının  kararıdır. Mülkün temeli olan adalet herkesin güvencesidir.  Unutulmamalı ki; hep üstte olacağım, benim dediğim  dedik, öttürdüğüm düdük  diyenlerin de güvencesi adalettir.

Hülasa Adalet herkes için gereklidir.  Bunun başka yolu yoktur.  Yargıdan yargıçtan,  adaletsizlikten şikayeti olanların gideceği tek yer yine adalettir.

Düşünce ve yaşam tarzı bana ters olsa da merhum Mahsun-i Şerif sanki bu günleri görür gibi, adam kayırmanın, taraf tutmanın, çalmanın, soymanın, milleti uyutmanın  nasıl gerçekleştiğini aşağıdaki dizelerde güzelce anlatıyor. Fazla söz ne hacet? Yuh yuh tuzu kokutanlara yuhhhhhh.

 

 

Uzaktan Yakından Yuh Çekme Bana

Sana Senin Gibi Baktım İse Yuh

Efendi Görünüp Bütün İnsana

Hakkın Kullarını Yıktım İse Yuh

 

Bu Kadar Milletin Hakkın Alanlar

Onları Kandırıp Zevke Dalanlar

Diplomayla Olmaz Hakim Olanlar

Suçsuzun Başına Çöktüm İse Yuh

 

Ben İnsanım Benden Başlar Asalet

Asillere Paydos, Beye Nihayet

Şu İnsanlık Derde Girerse Şayet

Ona Yar Olmaktan Bıktım İse Yuh

 

Yuh Yuh Soyanlara

Soyup Kaçıp Doyanlara

İnsanlara Kıyanlara

Yuh Nefsine Uyanlara Yuh

 

NOT: Güvenle okuyabileceğiniz tek aile haber sitesi  http://www.netinternethaber.com/ hizmetinizde .. Okuyunuz okutuz… Reklamlarınız ile  katkı sağlayınız…


Yazı Etiketleri :

Avrupa Merkez Bankası Faiz İndirimine Gitmedi, € Yükseliyor

Geçen hafta Perşembe günkü Avrupa Merkez Bankasının faiz oranı açıklamasıyla ilgili beklentiler yüksekti. Çok sayıda analist faiz oranlarında değişme olmayacağını öne sürerken bazıları ise Temel Tekrar Finansman Oranında ya da Marjinal Borç Verme Kuruluşu Faizinde indirime gidilmesini bekliyordu. Merkez Bankasının mevduat faizi şu anda tam olarak %0 iken bile, bu oranın negatif bölgeye geçiş yapmasını bekleyenler vardı. Dahası, Merkez bankası tarafından hazırlanan kısa vadeli faiz oranlarını görmeyen birçok kişi, bir çeşit parasal genişleme yöntemi kullanılarak uzun vadeli faiz oranlarıyla biraz ilgilenilmesi gerektiğini düşünüyordu. Doğal olarak, Merkez Bankasının “temel tekrar finansman işlemleriyle ilgili faizlerde ve marjinal borç verme ve mevduat kuruluşu faizlerinde değişiklik olmayacağı, faizlerin sırasıyla %0,25, %0,75 ve %0 oranlarında kalacağı”nı açıklaması bazı piyasa katılımcıları için biraz sürpriz oldu.
Aynı durum, açıklamanın ardından Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi’nin yaptığı konuşmada bariz bir şekilde ortaya çıktı. Draghi yeni bir Parasal Genişleme girişimi ile ilgili duyuruda bulunmaktan kaçındı ve “Avro bölgesi ekonomisinin hafif toparlanışı önceki değerlendirmelerimize paralel olarak devam ediyor ve uzun süren düşük enflasyona, %2 seviyesine yaklaşacak şekilde UTFE enflasyon oranlarında meydana gelecek kademeli yükselişle çözüm bulunacağını öngörüyoruz” dedi. Piyasanın bu gelişmelere verdiği cevap güçlü oldu. Parasal Genişleme süresince Avro’nun bollaşmasına dair beklentiler ve bu borç faizi üzerinden parasını borç verenlerin ümitleri azaldı. ABD Dolarına karşı %0,85’ten işlem görmekte olan Avrupalı Fiat yükselerek 1,385 seviyesini gördü. Benzer etkiler Avro Bölgesinde tüm faiz oranlarında kaydedildi. Örnek olarak, Alman 10 yıllık tahvil getirileri 5 baz puan yükselerek yaklaşık %1,67 ve Fransız 10 yıllık tahvil getirileri 3 puan yükselerek yaklaşık %2,24 seviyesine çıktı. Bu gelişmelerin mekansal etkileri ABD’ye kadar uzandı, ABD 10 yıllık tahvilleri %2,74 seviyesinden işlem gördü. Bu, Şubat ayından beri görülmeyen bir seviyeydi.


Değişen Para Politikalarının Ortasında USD/JPY

USD/JPY geçtiğimiz alım satım haftasına, Japon Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından yayınlanacak olan 4′üncü çeyreğe ait Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ile ilgili beklentiler arasında başladı. Son derece yüksek rakamlar bekleniyordu, ancak gerçek veriler bir önceki çeyreğe kıyasla %0,3 gibi hafif bir artış olduğunu gösterdi. USD/JPY paritesinin verdiği tepki, katılımcılar muhtemelen ertesi gün Japonya Merkez Bankasının Para Politikası beyanını açıklamasını beklediği için göreceli olarak cılız kaldı.
Salı günü, Japonya Merkez Bankası yıllık bazda 60-70 trilyon Yen para basmaya devam edeceğini duyurdu. Bankanın politika kurulu buna ilave olarak, yerel bankalara vermek istedikleri borç tutarını 3,5 trilyon Yen’den 7 trilyon Yen’e çıkarma, yani ikiye katlama kararı aldı. Verdikleri bir başka karar ise, finansal kurumların şu an izin verilen 1-3 yıllık dönem yerine, bu şartlar altında 4 yıl vadeli borç alabilmesine imkan tanımak oldu. Bu gelişmeler kısa bir süre içinde USD/JPY paritesindeki etkilerini gösterdi. Yen, günün başlangıcında ABD Dolarına karşı 102′den düşük bir seviyede işlem görmüşken, yaklaşık 102,8′den işlem görmeye başladı.


Yazı Etiketleri :

Amerikan Para Politikası İlgi Odağında

Çarşamba günkü Federal Açık Piyasa Komitesi Tutanakları azaltıma devam edileceğine işaret ediyordu. Ancak, ABD’nin faiz oranı konusunda gelecekte izleyeceği yolu net bir şekilde ortaya koymayı başaramadı.

Güne %2,71′in altında başlayan ABD 10 yıllık tahvil getirileri hızlı bir şekilde %2,74′e doğru yükseldi. Bu da, piyasaların ABD para politikasının gelecekte daha az bağdaştırıcı olacağını anladığının bir kanıtıydı. USD/JPY paritesinde de benzer bir etki görüldü. Tutanakların yayınlanmasından kısa bir süre sonra bu döviz çifti yaklaşık 102,5 seviyesinden işlem görmeye başladı.
Perşembe günü ise ekonomik verilerin parasal olmayan kısmının piyasaları nasıl etkileyebileceğini göstermek için iyi bir fırsattı. Japon Ticaret Bilançosu Ocak ayında -2,79 trilyon Yen’den az olmayacak şekilde büyüyen bir açık görüntüsü verdi. Bu rakam bir önceki ayın rakamına kıyasla 2 kat fazlaydı. Mevsimsel Düzeltme verileri her ne kadar daha az dramatik de olsa, bu gelişmeler Yen’i gün boyunca ABD Dolarına karşı %0,7 oranında güçlendirmeye yetti.
Yine de gerçek dünyadaki ayrıntıların, günü kabaca başladığı seviyede kapatan bu döviz çifti üzerinde fazla bir uzun vadeli etkiye sahip olmadığı görülüyor. Cuma günü Yen’deki zayıflamanın zirve yaptığı gün oldu. Döviz çifti, Ocak ayı sonundan bu yana görülen en yüksek seviyeden, 102,8 seviyesinden işlem gördü.


Çankırı Kaya Tuzu Nedir?

Ülkemizde uzun yıllar boyunca iyotlu sofra tuzu kullanıldıktan sonra yeni yeni adından söz edilmeye başlanan kaya tuzu, cankiriiçerisinde doğada serbest halde bulunan 84 mineralin “tamamını” içeren ve bu nedenle lezzetten de öte insan sağlığı için gereksinim niteliğinde olan bir tuz türüdür. Herhangi bir katkı maddesi içermeyen ve işlenmesine gerek olmadan kullanılan kaya tuzu, tamamen doğal yapıya sahip olduğu için dünyanın birçok yerinde araştırma yapan bilim adamları tarafından da tavsiye edilmektedir. Demir, Magnezyum, Kalsiyum ve Potasyum gibi insan vücudunun temel yapı taşlarını oluşturan mineraller açısından da son derece zengin olan kaya tuzunun gerçek anlamda bir sağlık dostu olduğu söylenebilir. İnsan sağlığı için bu kadar yararı olan ve yapay işlemlerden geçirilmesine gerek olmayan kaya tuzunun yine de piyasa genelinde satışa sunulan bazı işlenmiş türleri de bulunmaktadır.
Çankiri kaya tuzu Bu aşamada işlenmiş yani rafine kaya tuzunun ağırlıklı olarak Sodyum Klorür(NaCl) içerdiği unutulmamalı ve doğal olarak kullanılan kaya tuzu ile karıştırılmamalıdır. Mineral içeriğinde yoğun olarak Sodyum Klorür bulunan rafine kaya tuzlarının çeşitli işlemlerden geçirilmesi, doğal yapısını ve dolayısı ile insan sağlığına olan yararını büyük oranda azaltmaktadır. Doğal kaya tuzu, kaya tuzu kaynağı olarak adlandırılan bölgelerden elde edilir ve toprak içerisinde sertleşmiş halde bulunan bu mineraller yalnızca temizlenir. Toprak parçalarının çeşitli temizleme işlemleriyle kaya tuzundan ayrılması haricinde (ki bu işlem bir nevi yıkama olarak da nitelendirilebilir) doğal kaya tuzu başka herhangi bir işlemden geçirilmez ve tamamen doğal olarak sofralara ulaşır.
Sağlıklı her insanın vücudunda belirli bir oranda tuz bulunmakta ve bu tuz da tıpkı doğal kaya tuzu gibi 84 mineralden oluşmaktadır. Bu nedenle insan vücudunun doğal kaya tuzu içerdiği ve bu tuzun kaybedilmemesi için yine doğal kaya tuzu tüketilmesi gerektiği söylenebilir. Çok sıcak iklimlerde yaşamayan ve gün içerisinde aşırı efor sarf etmeyen insanların günlük tuz ihtiyacı, yaklaşık olarak 7-8 gramdır. Bu tuzun doğal kaya tuzu olarak alınması hem sağlıklı vücut yapısının korunması hem de bir takım zararlı etkilerin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.tuz himalaya yemeklik kayası gerektiğinden, tük tuzu Birçok hazır gıdanın endüstriyel üretim bantlarında işlenmesi esnasında doğal kaya tuzu kullanılma etiki olarak her insanın satın aldığı ürünlerde doğal kaya tuzu kullanılmasını talep etmesi gerekir. Kan dolaşımından cilt sağlığına, iç organların işlevlerinden ruh ve sinir sağlığına kadar birçok alanda kullanılan minerallerin tamamını barındıran doğal kaya tuzu, her insanın “her gün” belirli oranda alması gereken temel yapı taşlarındandır.