Etiket Arşivi: ABD

Piyasalara Yön Veren Kuş

Daily Mail 21 Ekim 2010

Yapılan bir araştırma, sosyal iletişim sitesi Twitter’ı kullananların yazdığı mesajların takip edilerek, borsanın seyrinin üç gün önceden belirlenebileceği fikrini ortaya attı. İngiliz Daily Mail gazetesine göre, son dönemde yapılan bir çalışma, Twitter kullanıcıları arasındaki genel havanın, borsalardaki hareketleri nerdeyse bir hafta öncesinden gösterebileceğini savundu. ABD’li bir bilgisayar mühendisi, kullanıcılar arasındaki ruh haliyle ABD’nin gösterge endekslerinden Dow Jones’ın hareketlerinin yüzde 90’a yakın bir oradan uyuştuğunu söyledi. Bu bağlantı, borsa işlemcilerinin bir gün Twitter ve benzer blogların kullanıcılarının mesajlarını takip ederek, tahminde bulunabilme olasılığını da ortaya koydu. Dikkat çeken bu araştırma sürecinde ABD’deki Indiana Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 2008’de 10 ayda toplam 2.7 milyon kullanıcıdan gelen 9.8 milyondan fazla iletiyi incelemelerinin ardından böyle bir bağlantının varlığını fark etti. Araştırma ekibi, kullanıcıların hislerini anlatan iletileri seçti ve bu mesajları; sakin, dikkatli, emin, hayati, kibar ve mutlu kategorilerine ayırdı. OpinionFinder adlı, internet üzerinden kullanıcıların hareketlerini takip eden bir uygulama da aynı zamanda ileti yazanların iyimser ya da kötümser olup olmadıklarını ve zaman içinde düşüncelerinin nasıl değiştiğini inceledi. Ekip daha sonra, kamuoyunda değişen fikirleri ortaya çıkarıp, bu sonuçları borsaların kapanış değerleriyle kıyasladı. YÜZDE 86.7 PARALELLİK GÖSTERİYOR Indiana Üniversitesi Bilgi Teknolojileri bölümünde Yardımcı Doçent olarak görev yapan Johan Bollen, “Günlük tahminlerin, Dow Jones Sanayi Endeksi’nin kapanış değerleriyle yüzde 87.6 oranında paralellik gösterdiğini gördük” dedi. Teknoloji dergisi Wired’a konuşan Bollen, “Sonuçları gördükten sonra, sırtımı koltuğa dayadım. Bu gerçekten harika bir keşif” dedi. Araştırma ekibinin emin olmadığı şeyse, “sakin” kategorisinin borsa hareketleriyle ne kadar bağlantılı olacağı. Bollen, “Aslına bakılırsa, kullanıcıların iletilerine bağlı olarak oluşturduğumuz sakinlik endeksi, Dow Jones Sanayi Endeksi’nin ikiyle altı gün arasında nasıl hareket edeceğini tahmin etmek için iyi bir yöntem” dedi. Bollen ek olarak kamuoyunun fikirlerine, küresel ekonomide dalgalanmaların yoğun bir şekilde hissedildiği zamanlarda da başvurduklarını söyledi ve “Onlar tahmin edilmesi en zor zamanlar oluyor. Başkanlık seçiminde, kamuoyunda bu seçimin finans piyasalarını derinden sarsacağına yönelik bir kanı hâkimdi… Ancak algoritmalarımız, Dow Jones’ın o zamanki hareketlerini tahmin edebilmişti” diye konuştu. *Bu yazı, Daily Mail’de “Monitoring how Twitter users are feeling can predict the stock market THREE days in advance” başlığıyla yayımlanan haberden derlenmiştir.


Maliye’den Vergi Borçlarına Yeniden Yapılandırma

İzmir Ticaret Odası özel meclis ve meslek komiteleri toplantısına katılarak bir konuşma yapan Bakan Babacan, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş’ın vergi barışı talebini iletmesi üzerine, bu konuda bir çalışma yapıldığını söyledi. Babacan, şunları söyledi: ‘Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Başbakanımız bir akşam programında açıkladı, ama basında çok fazla yer bulmadı. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak, ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık. Öbür türlü ödeyenle ödemeyen arasında adaletsizlik oluyor. Biliyoruz ki çok zor şartlarda, bankalardan para çekmenin çok zor olduğu dönemlerde o yüksek maliyete katlanıp malını satıp ödeyen mükellefler de var. Orada adaleti mutlaka korumamız gerekiyor. Bir yandan da gerçekten sıkışık olan kuruluşlarımıza da yardımcı olmamız gerekiyor.’ Babacan uzlaşma konusunda de yeni bir düzenleme yapılacağını, devlet alacakları konusunda bir norm standarda kavuşmaya çalıştıklarını belirtti. Bunun biraz zaman alacağını, ancak gümrük vergisi konusundaki uzlaşmalarla ilgili, Meclis açıldığında bir yasanın gündeme getirileceğini ifade eden Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Uzlaşma şu anda vergide var. Orada da çok esnek bir yapı var. O da yanlış. Uzlaşma kurulunun olağanüstü yetkileri var. Çok trajik bir konu. O uzlaşma kurulu, oradaki devlet yetkilisi, olağanüstü yetkili. Her şeyi yapabiliyor. Gümrük tarafında da hiçbir yetki yok. Tamamen kanun diyor ki şu. Yani mükellefin durumuna göre kapasitesine, niyetine göre bir oturup konuşma imkanı, gümrük tarafında hiç yok. Biz bunların biraz normalleşmesi için her iki tarafta da bir çalışma başlattık. Bu çalışma biraz daha vakit alabilecek bir çalışma. İşin içine Sosyal Güvenlik Kurumu ve Gelir İdaresini kattık, bir yandan da gümrükleri kattık. Üçünde de norm ve prensip getirdik. Gümrükte diyelim ki bir bardakta yanlış bir işlem, hata da olmuş. Bakıyorsunuz hapis cezası. Öbür tarafta yüz milyon dolar vergi borcu çıkıyor, gel konuşalım diyorsunuz. Biri bir uçta diğeri öteki uçta. Devlete yapılacak bir ödemeyse gümrük vergisi, kurumlar, katma değer vergileri, sosyal güvenlik primi burada norm standart birliği, felsefe birliği gerekiyor. Gümrük tarafındaki sorunun hızlı çözümü için de bir uzlaşma mekanizmasını da Meclis açıldığında getireceğimiz bir yasal düzenlemeyle gerçekleştireceğiz. Oradaki sorunların adil çözülmesi çok önemli. Prensip ilkeler çerçevesinde çözülmesi çok önemli. Öbür türlü Ahmet’e farklı, Hüseyin’e başka uygulama yaparsanız, o da hukuk devletine yakışmaz.’ Konuşmasında dünya ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Bakan Babacan, dünyanın krizden çıkma çabasında olduğunu, ancak ‘yoğun bakım odasına alınan hastanın henüz odadan çıkacak kadar iyi olmadığını’ söyledi. ‘Pek çok ülkede finans sektörünün ağır darbe aldığını, kimi ülkelerin kolunu bacağını kaybettiğini, kalıcı olarak sakatlandığını, toparlanmanın bazı ülkelerde onlarca yıl süreceğini’ ifade eden Babacan, ‘ABD Merkez Bankasının batık bankaların elindeki kötü alacakları bilgisayar üzerinden bastığı paralarla satın aldığını, bu tür çözümlerin uzun vadede sıkıntı yaratabileceğini’ dile getirdi. Yüksek kamu borcunun ülke ekonomileri için büyük risk oluşturduğunu, buna rağmen Japonya’nın kemer gevşetme politikasına devam ettiğini belirten Babacan, Türkiye olarak geçen yıl geniş bir istişareyle 3 yıllık programı açıkladıklarını, güven oluşunca kredi notunun artmaya başladığını ifade etti. Türkiye ekonomisinin durumunun iyi olduğunu, bundan sonra da uygulanacak politikaların önemli olduğunu belirten Babacan, ekonominin oturduğu zeminin sağlam olmasının önemine işaret etti. Babacan, ‘Türkiye 3 bin dolar milli gelirden 10 bin dolara yükseldi. Bunu 20-30 binlere yükseltmek istiyorsak köklü reformlara devam etmemiz gerekiyor. Gerçek anlamda sivil demokrasi olması gerekiyor. Aksi halde 10 bin dolarlar civarında patinaj yapmaya başlayabiliriz’ diye konuştu. -VERGİ BARIŞI TALEBİ- İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş ise esnaf, sanayici ve tüccarın hükümetten vergi ve prim borçlarının yeniden yapılandırılmasını istediğini belirterek, bu vergi barışı kapsamında ihtilaflı dosyaların uzlaşmayla çözülmesini, matrah artırımını ve varlık barışının tekrar gündeme alınması gerektiğini söyledi. Demirtaş, ‘Bir aftan bahsetmiyoruz. Affa karşı olduğunuzu biliyoruz ama dünya ve ülke gerçekleri de ortada. Futbol kulüplerinin birikmiş vergi ve sigorta primi borçları olağanüstü bir kolaylık sağlanıp donduruldu. Ardından taksitlendirildi. Futbol kulüpleri kadar değeri ve kolaylığı hak ettiğimizi düşünüyoruz’ dedi. TL’nin aşırı değerli yapısı nedeniyle ihracatçıların eleştirilerinin bulunduğunu söyleyen Demirtaş, ‘Merkez Bankası’nın temel görevi, fiyat istikrarını sağlamak. Ancak, ABD’de başlamak üzere merkez bankalarının bu görevleri sorgulanmaya başladı. Bu nedenle Merkez Bankası Kanununda kurla ilgili tali görevin, Merkez Bankası’nın asli görevleri arasına alınmasını ve ihracatı artırmanın Merkez Bankası’nın öncelikleri arasında yer almasını ihracatçılarımız öneriyor’ diye konuştu.


Cari Açık 9,9 Milyar Dolar

Merkez Bankası (TCMB) mart ayında cari açığın 4,3 milyar dolar olduğunu açıkladı. İlk üç aylık cari açığı da 9,9 milyar dolar olarak duyurdu. TCMB, 2010 yılı Ocak-Mart dönemi ödemeler dengesi gelişmelerini açıkladı. Buna göre bir önceki yılın mart ayında 1 milyar 179 milyon ABD doları açık veren cari işlemler hesabı, bu yılın aynı ayında 4 milyar 322 milyon ABD doları açık verdi. Cari açığın artışında etkili olan alt kalemlerdeki değişiklikler ise şöyle gelişti: Dış ticaret açığı bir önceki yılın mart ayına göre yüzde 189,6 oranında artarak 3 milyar 562 milyon ABD dolara ulaştı. Hizmetler dengesi kaleminden kaynaklanan net gelirler yüzde 59,4 oranında azalarak 188 milyon ABD dolarına geriledi. Gelir dengesi kaleminden kaynaklanan net giderler yüzde 95,5 oranında artarak 1 milyar 54 milyon ABD dolarına çıktı. Para otoritesi bu gelişmeler sonucunda, 2009 yılının ilk üç aylık döneminde 1 milyar 979 milyon ABD doları açık veren cari işlemler hesabının, bu yılın aynı döneminde 9 milyar 951 milyon ABD doları açık verdiğini belirtti. (CİHAN)


Yazı Etiketleri : , ,

Türk Lirası Değerleniyor

ABD’nin rekor seviyedeki bütçe açığı, Avrupa’nın Yunanistan’ı kurtarma planı ve İngiltere’de gelecek ay yapılacak seçimler, dolar, euro ve sterlindeki zarar riskini arttırırken, Türk Lirasına olan güveni de arttırdı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise, gelişmekte olan ülkelerin bütçe açıklarının gelişmiş ülkelerin seviyelerinin üçte birine gerilediğini ve bu ülkelerin ABD’den iki kat daha hızlı büyüdüğünü söyledi. Londra merkezli yatırım şirketi Ashmore Investment Managemet’in Başkanı Jerome Booth, “Küresel risk algısı değişiyor… Şu anda insanlar, riskin daha az olduğu bölgelere, gelişmekte olan piyasalara kaçıyor. Bu eğilim henüz yeni başlıyor. Gelişmekte olan piyasalardaki yükselişin ilk aşamasındayız” dedi. Çin ve Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik iyileşmeye öncülük etmesiyle birlikte, bu piyasalardaki değişkenlik azalıyor. Diğer yandan İngiltere ve ABD gibi gelişmiş ülkelerin bütçe açıkları ise, bu ülkelerin para birimlerinin zayıflamasına neden oluyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında en sert yükselişlerden birini Türk lirası gösteriyor. 9 Nisan’a kadar euro karşısında yüzde 6.8’lik bir yükseliş yaşayan Türk Lirası, bugünkü işlemlerde euro karşısında Ekim 2008’den bu yana görülen en yüksek seviyesine çıktı. Gayri safi yurtiçi hasılası (GSİYH) 2009’un son çeyreğinde yüzde 6 oranında artan Türkiye, bu performansıyla G20 ülkeleri arasında, Çin’den sonra ikinci oldu. Goldman Sachs ise daha önceki çalışmalarında, şu anda 620 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye sahip olan ülkenin, 2050’de Almanya’yı geride bırakıp, İngiltere ve Rusya’dan sonra Avrupa’nın en büyük üçüncü ülkesi olacağını belirtmişti. Türk lirasındaki dalgalanma oranı, 2000 yılından bu yana sterlin için belirlenen oranın altına indi. Bloomberg’in topladığı veriler ise, Türk lirasındaki dalgalanmanın 30 Mart itibariyle başlayacak üç aylık süreçte yüzde 10.6 seviyesinde olacağını gösterdi. Bu, sterlin için telaffuz edilen oranın yüzde 2.7  altında bulunuyor. BNP Paribas kur analisti Sebastien Galy, “Türk lirasındaki dalgalanma oranının düşmesinin yatırımcıları alıma geçmeye davet ediyor” dedi. İngiliz sterlini bu yıl dolar karşısında yüzde 4.6’lık bir değer kaybı yaşarken, Meksika pezosu karşısında yüzde 11 oranında bir düşüş yaşadı.


Türk Ekonomisi 2009′da küçüldü

Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu (TÜİK), ekonomi 2009′a yüzde 4.7 oranında küçüldü. Yüzde 5 civarında tahmin edilen küçülme oranının beklentilerin altında kalmasında dördüncü çeyrekteki güçlü performans etkili oldu. Ekonomi 2009′un son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4.7 büyüme kaydetti. Piyasalarda mortgage balonunun patlamasıyla patlak veren küresel ekonomik krizin etkilerinin en derin hissedildiği yıl 2009 oldu. Yaşanan resesyon nedenle de hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler, birkaç istisna hariç 2009′da küçüldü. ABD ekonomisi 2009 yılında, son çeyrekte gösterdiği yüzde 5.9′luk büyüme sonrasında yılı yüzde 2.4′lük bir daralmayla tamamladı. Euro bölgesi de son çeyrekteki hafif büyümeye karşın 2009 genelinde yüzde 4 daralmıştı. Asya da ise diğer ülkelere kıyasla güçlü, ancak geçmişe oranla düşük bir performans görüldü. 2009′da Çin yüzde 8.7;  Hindistan ise yüzde 6.1 büyüdü. Gelişmekte olan dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olarak gösterilen Brezilya ise performansıyla dikkat çekti. Büyümede bugüne kadar muadillerinin gerisinde kalan Brezilya ekonomisi, küresel krize ve resesyona rağmen yüzde 5.1 büyüme kaydetti.  Uluslararası kurumlar 2010 yılı için ise daha olumlu beklentiler taşıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Ocak ayında açıkladığı tahminde, küresel ekonomide bu yıl yüzde 3.9 oranında büyüme beklendiğini açıklamıştı.


Yazı Etiketleri : , , , , , ,

Davos Zirvesi Türkiyesiz Başladı

Dünya Ekonomi Forumu’nun (Davos Zirvesi) 40. yıl toplantısı İsviçre’nin Davos kasabasında başladı. Gündem konusu, küresel ekonomik krizin verdiği zararın ve bu zararın telafi yollarının aranacağı “Dünyanın Durumunu İyileştirme: Yeniden Düşünme, Yeniden Tasarlama, Yeniden İnşa Etme” olarak belirlenen toplantının, panelleri de başladı. 
 Toplantının sabah gerçekleştirilen paneline katılan ve küresel krizi tahmin etmekle tanınan ünlü ekonomist Nouriel Roubini, yaptığı konuşmada, küresel toparlanmanın yavaş olacağını, küresel ekonomideki büyümenin kriz öncesi döneme göre daha düşük seyredeceğini belirtti.
İstihdam piyasasındaki zayıf konumun devam edeceğini kaydeden Roubini, ABD Başkanı Barack Obama’nın bankacılıkla ilgili aldığı önlemlerin doğru olduğunu ancak ticari ve yatırım bankalarının kesin sınırlarla ayrılması gerektiğini vurguladı. Küresel ekonomideki dengesizliğin de ekonomideki toparlanmayı olumsuz etkilediğini kaydeden Roubini, yükselen piyasaların gelişmiş ülkelere göre daha hızlı bir büyüme içinde olacağını ifade etti. Küresel ekonomideki toparlanmada Çin’in tek başına yeterli olamayacağının da altını çizen Roubini, Çin’in ekonomisini soğutmaya yönelik önlemlerin küresel toparlanmayı olumsuz etkileyebileceğini de anlattı.
Davos Zirvesi
Davos çerçevesinde, dünyada konusunda uzman 1000′den fazla uzmanın 70 komisyonda görev aldığı belirtilirken, bu uzmanlar toplantılarda “dünyanın durumu”nu ele alacak.
Davos Zirvesi’nde, küresel ekonomik krize neden olan temel sistemik sorunlar tespit edilerek, daha sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir bir yeni dünya düzeninin, yeniden tasarlanarak, yeniden inşa etme yolları tartışılacak.
31 Ocak tarihine kadar sürecek olan ve 90 ülkeden 2 bin 500′ü aşkın kişinin katıldığı zirvede, ele alınacak konu başlıkları arasında, “ekonomik ve sosyal refah, küresel riskleri azaltma ve sistemik sorunlara yönelme, sürdürülebilirliğin sağlanması, değerler çerçevesi oluşturmak, etkin kurumları inşa etmek” bulunuyor.
Hükümetten Davos’a katılım yok!
30 Ocak 2009′da İsviçre Davos’ta yapılan bir oturumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüksek sesle konuşan ve parmağını sallayan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e çok sert bir çıkış yapmıştı. İsrail’in Gazze saldırısı hakkında son derece “açık” ifadeler kullanan Başbakan Erdoğan, “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” demişti. Erdoğan, oturum yöneticisini de kendisine kısa süre vermekle eleştirmiş ve “Davos benim için bitmiştir” diyerek, paneli terketmişti. Geçtiğimiz günlerde Erdoğan’a, “Davos’a gidecek misiniz?” sorusu bir kez daha soruldu. Erdoğan, “Bizim ağzımızdan söz bir kere çıkar. Ağzımızdan söz çıktı. Biz dedik ki, tabii bunu ben şahsım için söyledim. ‘Ben bir daha gelmeyeceğim’ dedim. Bitmiştir o iş. Ben bir daha oraya demek ki gitmem” yanıtını verdi.
Erdoğan’ın ardından yardımcısı Devlet Bakanı Ali Babacan da Davos’a gitmeyeceğini açıkladı. Önce Davos‘a gideceğini söyleyen Şimşek ise, daha sonra Davos’a gitmek yerine Başbakan’a Ortadoğu ziyaretlerinde eşlik edeceğini duyurdu. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ise, bu yılki Davos Zirvesi’ne katılma kararı aldı. Böylece Yılmaz, ekonomi yönetiminden zirveye katılan tek isim olacak.


Çilek Mobilya Nijerya’da

Çocuk mobilyasında Türkiye’nin önde gelen firmalarından olan Çilek, Nijerya‘nın  Lagos kentinde ilk mağazasını açtı. Çilek AŞ. Genel Müdürü Muzaffer Çilek, yaptığı açıklamada, Japonya’dan ABD‘ye, Meksika’dan Kanada’ya kadar çok geniş bir coğrafyada tüm dünya çocuklarına ulaşmaya çalıştıklarını belirtti. Çocukları rehberleri gibi gördüklerini, firmalarına yol gösterdiklerini belirten Çilek, şöyle konuştu:“Nijerya da bizim için önemli ve özel bir ülke. Ülke şartları ve çalışma koşulları oldukça ağır. Yatırımcıların bu sebeplerden çok tercih etmediği bir ülke. Ancak bizim hedefimiz büyük. Ekiplerimiz bölgede yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Dünya genelinde her ülkede çilek odası mağazaları açmak istiyoruz. Nijerya’da mağaza açmaktan ve çocukların mutluluğunu görmekten çok memnunuz. Hedefimiz Afrika’da planlı bir şekilde büyümek.”Nijerya’da ilk mağazalarını Lagos’ta açtıklarını ifade eden Çilek, “Kentin en merkezi bölgesinde bulunan Awolowo Caddesi’ndeki bu mağazamızın devamı gelecek. Nijerya’da 2 mağaza daha açmayı planlıyoruz. 2010 yılında Afrika’nın içlerine doğru yayılmayı hedefliyoruz” dedi.


Türkiye Rekabetçilikte 61. Sıraya Yükseldi

Küresel rekabet edebilirlik endeksinde 2009-2010 döneminde İsviçre, dünyanın en rekabetçi ekonomisi ABD’yi geçerek ilk sıraya yerleşirken ABD ikinci sıraya geriledi. 2008-2009′da 63′üncü sırada bulunan Türkiye ise iki basamak yükselerek 61′inci sıraya çıktı. Dünya Ekonomik Forumu‘nun, “Küresel Rekabet Edebilirlik 2009-2010 Raporu”na göre ABD, zayıflayan finans piyasaları yüzünden birinciliği kaybederken İsviçre, göreli ekonomik istikrarından ötürü ilk sıraya çıktı. İsveç, Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Hollanda gibi Avrupa ülkeleri, endekste ilk 10′da hâkimiyeti ele geçirirken İngiltere 13′üncü, Fransa 16′ncı, İspanya 33′üncü ve İtalya 48′inci sırada yer aldı. Endekste gelişmekte olan ülkelerden Çin 29′uncu, Hindistan 49′uncu, Brezilya 56′ncı ve Rusya ise 63′üncü sırada yer aldı. Dünya Ekonomik Forumu raporda 133 ülkeyi değerlendirdi. 
Rekabet Endeksinde ilk 10 ülke
 1. İsviçre, 2. ABD, 3. Singapur, 4. İsveç, 5. Danimarka, 6. Finlandiya, 7. Almanya, 8. Japonya
9. Kanada, 10. Hollanda


Dünya Ekonomik Formun’dan “Kriz” Uyarısı

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı son raporda, varlık balonundan dolayı yeni bir küresel kriz yaşanabileceği ve krizin maliyetinin 1 trilyon dolar olacağı öngörüldü. Dünya Ekonomik Forumu, yatırımcıların kendilerini 2008-2009 yılları arasında yaşanan mali krizin ikinci ayağına hazırlaması gerektiği yönünde uyarıda bulundu. Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan haberde, forumun yatırımcılar tarafından takip edilen Küresel Riskler Raporu değerlendirildi. Raporda yatırımcıların kendilerini yeni bir krize hazırlaması gerektiği vurgulanırken krizin ülkelerin borçlarını ödeyememelerinden ya da hükümetlerin ekonomiye sağladıkları desteğin aniden çekilmesinden kaynaklanacağına işaret edildi.  Çin ekonomisinin tedirginlik yaratacak boyutta büyüdüğüne dikkat çekilen raporda, bu durumun dünya ekonomisinin sağlam bir şekilde iyileşmesini engellediğine dikkat çekildi. Citigroup, Marsh & McLennan, Swiss Re, Wharton İşletme Okulu Risk Merkezi ve Zurich Finansal Hizmetleri’nin ortak çalışmalarıyla hazırlanan raporda, 2008-2009 yıllarında yaşanan ekonomik krizin, dünyanın önde gelen ekonomilerini, daha büyük sorunlar karşısında savunmasız hale getirdiği belirtildi.Davos’ta 27 Ocak’ta başlayan yıllık Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon, Bill Gates, Bill Clinton ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas  Sarkozy gibi ekonomi ve politika dünyasından önemli isimler katılacak. Dünyanın önde gelen ekonomilerinin karşı karşıya kalacağı riskleri sıralayan Küresel Riskler Raporu’nda, çok yüksek bir ihtimalle ülke borçlarından kaynaklanan bir kriz yaşanacağı ileri sürüldü. Bazı ülkelerin, İngiltere ve  ABD dünyanın büyük ekonomilerinin, mali kriz sürecindeki sorunları çözmek için altından kalkamayacakları maliyetlerin altına girmesinin krizi tetiklediğine dikkat çekildi.  Dünya Ekonomik Forumu yetkilisi Robert Greenhill, raporla ilgili açıklamasında “ABD ve İngiltere, yaptıkları harcamalar yüzünden en fazla borç yükü altına girecek ülkelerin başını çekiyor. Borçlarını ödeyememeleri söz konusu olmayabilir ancak bu sorun iki ülkenin de ekonomisinde sarsıcı etkiler yaratacak” dedi. Yükselen varlık fiyatlarının düşme riskinin altını çizen rapor, bu durumun dünya genelindeki ekonomik iyileşmeye etki edeceğine dikkat çekti. Bununla birlikte, raporda  Çin’in gayrimenkul sektöründeki temelsiz canlılığın, yatırımcıların ülkenin kaderinin 1990’lı yıllardaki Japonya’ya benzemesinden korkmalarına neden olduğu ifade edildi. Rapora göre, yatırımcıları telaşlandıran bir diğer gelişme de İngiltere ve diğer büyük ekonomilerinin yavaş yavaş bir enerji krizine sürüklenmesi. Raporda ülkelerin alt yapılarına yeterince yatırım yapmamış olmasının krize neden olabileceğinin altı çizildi.Yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman’nın CEO’su John Drzik, bu ülkelerin hem ulaşım hem de enerji alt yapılarına yeteri kadar yatırım yapmadığını belirtti.